Gündem

Aşık Olduğunuz Zaman Beyninizde Yaşananlar

Aşık olunca beynimiz nasıl tepkiler veriyor?

Aşk dünyadaki en güzel şeylerden biridir. Fakat maalesef dünyadaki kurallar nedeniyle her etkiye bir tepki gelir ve yaşadığınız o güzel aşk bir gün siz istemeden biterse güzelliği kadar acı verici olur. Güzel şeyler keyifli olurken ve zaman hızla akıp giderken acı şeylerde de yine tam tersi olur ve zaman çok yavaş geçer. Bu noktada Einstein’ın izafiyet teorisine istemsiz bir şekilde inanmaya başlıyorsunuz. Aşık Olduğunuz Zaman Beyninizde Yaşananlar

İlişkiyi Bitiren Sebep: Ayrılık Korkusu

Aşık Olduğunuz Zaman Beyninizde Yaşananlar

Aşk nedir?

Büyülenme Evresi

Kimyasal olarak baktığımız zaman, vücutta amfetamin etkisinin yayıldığını söyleyebiliriz. Bu da üç farklı hormonun ortaya çıkmasından kaynaklanıyor. Feniletilamin, norapinefrin ve dopamin hormonlarının vücutta artışı sayesinde karşımızdaki insan bizi etkilemiş oluyor.

Feniletilamin, beynimizdeki hipotalamusta salgılanan bir hormon ve bu sayede ilk görüşte aşık olabiliyoruz. Bu hormon göz bebeklerimizin büyümesine, karında kan çekilmesi nedeniyle kramp tarzı hisse yani midemizde kelebeklerin uçuşmasına, kanın dudaklara ve cinsel organlara hücum etmesine yarıyor.

Norapinefrin, kalp atış hızımızı arttırıyor. Heyecanımızı kontrol edemememizi sağlayan hormon.

Dopamin sayesinde çevremizdeki insanlara hiçbir şekilde dikkat vermezken aşık olduğumuz kişiye pür dikkat olmamızı sağlıyor. Bu sayede üzerinden zaman geçse de aşık olduğumuz insanın ilk buluşmada giydiği şeyleri hatırlayabiliyoruz da diyebiliriz. Hatta kıskançlığın çıktığı noktanın dopamin olduğunu da söyelebiliriz. Çünkü aşık olduğumuz insanın dikkatini çekmeye çalışmak da bu hormondan geliyor. İstediğimiz ilgili ve dikkati alamadığımızda sıkıntılar çıkmaya başlıyor.

Duygusal Bağ Kurma Evresi

İkinci evre sevdiğiniz insanla aranızda bir bütünlüğün ve bağın oluştuğu evre. Bu da endorfin hormonunun ortaya çıkmasıyla gerçekleşiyor. Normal şartlar altında endorfin, ağrı kesici olarak vücudumuzda kullanılan bir hormon. Fakat aşk konusunda farklı olayların içerisini girmeye başlıyor. Bu noktadaki görevi, insanın kendisini ne olursa olsun iyi hissetmesine ve dertlerinin azalmasına yardımcı oluyor. Bu sayede kişiye huzur, içtenlik, sıcaklık, şefkat ve güven duygusu veriyor.

Güven, Bütünleşme Evresi

Çoğu uzmana göre ilişkiler bu noktaya gelmeden bitiyor. Bitmeyen ilişkilerde ise yaşa ve durumlara bağlı olarak evlilikler gerçekleşebiliyor. Oksitosin hormonu, el ele tutuşurken, sarılırken, öpüşürken, cinsel ilişki ve özellikle orgazm sırasında bolca salgılanıyor. Bu sayede kendimizi cennete gitmiş gibi aşırı rahat, ferah ve özgür hissedebiliyoruz. Kısacası bu hormon, çiftlerin gerçek huzuru yakalamasında önemli rol oynuyor. Diğer evreleri geçen aşık çiftler bu evreye geçtiklerinde ruhsal, duygusal ve fiziksel doyumu yakalıyorlar. Sesler, bakışlar, cinsel fanteziler, aşık olunan kişiyi düşünmek, hatta fotoğrafına bakmak bile bu kimyasalın salınımını tetikliyor.

Oksitosin hormonu, doğum sırasında da salgılanan bir hormon ve anne ile çocuğun arasında bir bağ kurmasında önemli rol oynuyor.

Beynimizde Neler Yaşanıyor?

Öncelikle aşık olmak beyindeki kortizol hormonunun yükselmesine ve bu nedenle de stres seviyemizin artmasına neden oluyor. Uzun süren bir ilişkiniz varsa vücudunuzdaki kortizol seviyesi dengeleniyor ve ayrılık korkusu ve stres yerini rahatlamaya bırakıyor. Bu sayede birbirinize daha fazla güven duymaya başlayarak, düzenli bir ilişkiye sahip oluyorsunuz. Burada da oksitosun ve seratonin gibi hormonlar ortaya çıkmış oluyor.

Uzun bir ilişkide dopamin seviyeniz düşmeye başlar. Bu nedenle sevdiğiniz insanla bir birinize ne kadar yaklaşırsanız tensel birlikteliğiniz artarsa o kadar iyi olacaktır. Oksitosin aşk hormonu olarak da bilinir. İlişki yaşadığınız insanla ne kadar yakın bir ilişkiniz olursa o kadar çok oksitosin salgılarsınız ve ilişkiniz de o kadar dengeli güzel ve unutulmaz olur.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu